The Great Wild Life

Işıklar Ülkesi Likya Yolu

Dünyanın en iyi yürüyüş parkurlarından olan Likya Yolu hakkında, 4 yıllık bir emeğin sonunda

RÖPORTAJ: ESMERİ ALEV EKEBAŞ

Dünyanın en iyi yürüyüş parkurlarından olan Likya Yolu hakkında, 4 yıllık bir emeğin sonunda " LİKYA YOLU REHBERİ " isimli rehber kitabı yazan Metin Tüzün’den ‘Işıklar Ülkesi’ , dünyanın en iyi yürüyüş rotalarından birisi hakkında bilgi aldık.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Sayın Metin TÜZÜN, bize kendinizden bahseder misiniz?

Metin TÜZÜN: Merhaba. 1976 yılı Ankara doğumluyum. Güzel Sanatlar Resim, Kültürel Miras Turizm ve Fotoğrafçılık bölümleri mezunuyum. Yaklaşık 20 yıldır ülkemizin somut tarihi kültürel mirası ve bu mirasın çevresinde oluşan doğa yürüyüşleri parkurları üzerinde çalışmalar yapmaktayım. Bu bağlamda ekip arkadaşlarımızla birlikte ülkemiz tarihi eserlerini konu edinen 3000 civarında gravür çiziminden yola çıkarak bu kadim topraklarda var olmuş tarihi yapıları fotoğraflama ve arşivleme çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca Balkan Tour bünyesinde Anatolian Outdoor markasıyla Türkiye’nin çeşitli yerlerinde outdoor turizmi rehberliği ve danışmanlığı yapmaktayım.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Doğaseverler " Likya Yolu Rehberi" kitabınızı büyük bir memnuniyetle karşıladı. Kitap yazma fikri nasıl oluştu? Kitabiniz da emeği geçen kişi, kurum ve kuruluşlar, kimler ve nelerdir? Bu kitabın serüvenini anlatır mısınız?

Metin TÜZÜN: Elbette. Ülkemizde yürüttüğümüz kültür tarihi çalışmalarımız arasında haliyle köklü bir uygarlığa sahip Likya Yolu’ da bulunmaktaydı. 2010 yılında bu yola çıkmamda ki amacım Likya Yolu’nu ve yol üzerinde bulunan antik yapıları gravür karşılaştırmalı olarak fotoğraflamaktı. Tabi yol, yaklaşık 10 yıl önce bugünkü kadar tanınmış değildi. Bu yolculuk görsel ve tarihi doku konusunda bizlere büyük keyif verse de yol boyunca o kadar çok zorluk yaşadık ki, defalarca yolumuzu kaybettiğimizi hatırlıyorum. Yol ile ilgili yeterli bilgi kaynağının olmaması bize bir fikir verdi. Bu tarihi yolu tanıtmak ve ülkemiz insanlarını bu yola teşvik etmek amacıyla bu deneyimlerimizi ve çalışmalarımızı kullanarak bir rehber web sitesi kurmaya karar verdik. Ve böylece likyayolurehberi.com sitesi doğdu. Kısa süre içerisinde doğaseverlerden ciddi bir geri dönüş almaya başladık ve çalışmalarımızı basılı hale getirmeye karar verdik. Bu amaçla tekrar tekrar yollara düştük ve çalışmalarımızı basılı yayın için hazır hale getirdik. Böylelikle “Likya Yolu Rehberi” isimli kitabımız doğdu. Bu arada kitap çalışmaları süresince bize harita konusunda destek veren Harita Genel Komutanlığı’nın da sizin aracılığınız ile tekrar teşekkür etmem gerek. Bu süreçte bize çok destek oldular.



Esmeri Alev EKEBAŞ: Yazdığınız kitapların adlarını öğrenebilir miyiz?

Metin TÜZÜN: “Likya Yolu Rehberi” kitabı ilk kitabım. Fakat yakın zamanda yeni kitaplar fırından çıkacak diyebilirim. Yürüyüş rehberi alanında ülkemizde bazı il kültür müdürlükleri ile görüşüyoruz. İlgili parkur çalışmalarının bitiminde bu parkurlarla ilgili yeni rehber kitaplar çıkaracağız. Bunun dışında “Gravür karşılaştırmalı Türkiye’nin Antik Yapıları” isimli fotoğraf kitabı ve üzerinde uzun yıllar çalıştığım bu kadim topraklardan bir şekilde götürülen, yitirilen şimdi yerinde olmayan eserlerinin izlerini sürdüğümüz “Anadolu’nun Kayıp Gözyaşları” adlı kitapları yakın zamanda bu konulara ilgi duyan okuyucularla buluşacak diyelim şimdilik.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Doğa yürüyüşleri dışında diğer doğa sporları da ilgi alanınız içerisinde. Bu konuda bilgi verebilir misiniz? Doğa sporlarına nasıl ilgi duymaya başladınız?

Metin TÜZÜN: Doğa insanı tamamlayan bir şey, bu ilgi alanından ziyade zaten hep içinde olmamız gereken bir şey diye düşünüyorum. Doğaya yönelmek aslında özümüze dönmektir. Doğa ile zaman geçirmek ve doğayı yaşamak, günümüzde rehabilite olmanın bundan daha güzel bir yolu yoktur bence.



Esmeri Alev EKEBAŞ: Likya Yolu dediğimiz alan hangi bölgeleri kapsıyor ve hangi güzellikleri barındırıyor?

Metin TÜZÜN: Likya Yolu’na adını veren Likya Uygarlığı, bugün Teke Yarımadası diye adlandırdığımız, Fethiye ile Antalya körfezleri arasındaki Akdeniz’e uzanan yarımada antik coğrafyada hüküm sürmüştür. Antik yazarlara göre; Antalya’nın hemen batısından başlayıp güneybatıya doğru uzanan Beydağları, Akdağ silsilesi ve onların kuzeybatı doğrultusundaki uzantısı, Likya’nın kuzey sınırını oluşturmaktadır. Likya Yolu ise bu uygarlığın kıyı şeridinde ki şehirlerini birbirine bağlayan yollar ile oluşturulmuştur. Likya Yolu bu hat boyunca birbirinden güzel el değmemiş koylar, büyük kızılçam ormanları, ihtişamlı Likya, Roma, Bizans dönemi tarihi yapıları bünyesinde barındırır.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Türkiye'nin ilk en uzun mesafeli yürüyüş parkuru olan Likya Yolu, kaç yılında, kimlerin çalışması sonucu açılmıştır?

Metin TÜZÜN: Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş yolu olan Likya Yolu, 535 kilometrelik bir uzunluğa sahiptir. 1992 yılında parkur açma çalışmalarına başlanmış ve Kate Clow’un katkılarıyla 1999 yılında turizme açılmıştır. Yol, Fethiye Hisarönü mevkiinden başlayarak Antalya Geyik bayırı köyüne kadar uzanır.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Likya Yolu boyunca parkur bilgileri ile beraber parkur haritaları, Likya Uygarlığına ait tarihi bilgiler, doğa yürüyüşleri ile ilgili bilgileri içeren kitabınızdan bize; parkurlar, zorluk dereceleri, kullanılan ikonlar, anlamları hakkında bilgi verir misiniz?