The Great Wild Life

Kara Akbaba

Kara akbaba Avrupa’nın İspanyasından Asya’nın Kore sınırlarına kadar olan bölgelerde görülür.

Kara Akbaba  (Aegypius Monachus)

Yırtıcı kuşlar arasında en büyük boyuta ve kanat açıklığına sahip avlanma özelliği olmayan ve sadece doğada bulunan leş, meyve ve yemek artıkları ile beslenen, 90-100cm boy 250-300cm kanat açıklığı ve 5-12.5 kg ağırlığa sahip bir kuş türüdür yaklaşık olarak 30 yıl yaşama ömürleri vardır, Ülkemiz 4 akbaba türüne ev sahipliği yapmaktadır, bunlardan en küçük boyuta sahip olan Küçük akbaba ya da Mısır akbabası olarak adlandırılan bu tür göçmen kuş özelliği taşımaktadır, bahar başlangıcında ülkemize göç eder ve kış mevsimine kadar gezici şekilde yaşam sürdürürler.

Boyutlarına göre ülkemizde yaşam sürdüren akbaba cinsleri aşağıdaki gibidir ;

-       Kara akbaba     (Aegypius monachus)

Boy 90-100cm, Kanat açıklığı 250-300cm, Ağırlık 5-12.5kg

 

-       Kızıl akbaba     ; (Gyps fulvus)

Boy 90-120cm, Kanat açıklığı 230-280cm, Ağırlık 5-10kg

 

-       Sakallı akbaba ; (Gypaetus barbatus)

Boy 90-120cm, Kanat açıklığı 230-280cm, Ağırlık 5-10kg

 

-       Küçük akbaba (Neophron percnopterus)

Boy 50-70cm, Kanat açıklığı 150-180cm, Ağırlık 2-5kg

Kara akbaba Avrupa’nın İspanyasından Asya’nın Kore sınırlarına kadar olan bölgelerde görülür. Avrupa bölgesinde nesli tehlike altındadır, bu durum ülkemiz için de geçerli olup şu an da koruma altındalardır. Türkiye’de Soguksu Milli Parkı ( Kızılcahamam ) Beypazarı Ayaş Güdül Çamlıdere Nallıhan (Ankara )  Türkmenbaba Dağı ( Eskişehir) Dörtdivan, Kıbrıscık, Gerede, Seben ( Bolu ) Sarıkamış ( Kars) bölgelerinde oldukça fazla görünmektedirler. Özellikle Kızılcahamam Soguksu Milli Parkı bölgesi son yıllarda artan sayıları ile korunmanın ne kadar önemli olduğunu kanıtlar niteliğindedir, Kızılcahamam bölgesinde önceki yıllarda 3-5 adet olarak görülen Akbabalar son 5 yıl içerisinde özellikle Doğa Koruma Milli Parklar ve  Dede Nature Team grubunun katkıları ile şu an da 50-100 adet sayıda bir arada görülebilmektelerdir, aynı şekilde bölgenin Beypazarı, Nallıhan ilçelerinde gözlem yapmak da her zaman mümkündür, bu ilçeler Bolu ve Eskişehir ile sınır komşu oldukları için habitat ve doğal yaşam üst seviyede olup yaşam alanları, yuva yapma beslenme gibi tüm etkenleri kapsamaktadır. Kara akbabalar gökyüzünde kanat çırpmadan hava akımından yararlanarak kilometrelerce yol kat edebilirler, böylece hem enerji harcamazlar hem de yemek aramak için oldukça uzak noktalara gidebilirler. Gökyüzünde bulutlara kadar ulaşan yüksekliklerden yerdeki en küçük tavuk leşini dahi görebilirler gözleri bu denli keskin ve harika bir yapı ile donatılmıştır, doğa da yerde bulunan bir leşi bir tek akbabanın fark etmesi ile bütün akbabaların sanki birbirine haber verircesine leşin başına toplanmaları da oldukça önemli bir olaydır, çünkü bir akbaba bulduğu leşin başına indiğin de gökyüzündeki tüm akbabalar onu takip ederek hem bölgenin güvenli olduğunu hem de orada yemek ihtiyaçlarını karşılayacaklarını bilirler. Bu şekilde bölgenin flora faunasına en büyük katkıyı sağlarlar, katkı sağlamalarının en büyük sebepleri ise leşleri tamamen yok olana kadar yedikleri için hastalıkların ve parazitlerin yayılmasını engellemektir, bunun yanı sıra bütün kemikleri de direk olarak yutabilirler ve sindirim sistemleri bu kemikleri öğüten mükemmel bir yapıya sahiptir. Burada kendimin de şahit olduğu küçük bir olaydan bahsetmek istiyorum; birkaç yıl önce yine bir doğa çekimine giderken otoyol refüjlerinin ortasında ne yazık ki bir tilki leşine rast gelmiştim ve burası neredeyse şehir merkezi denilecek kadar insanların olduğu merkezi bir yerdi, akşam olduğun da geri dönüşte aynı yoldan dönerken leşin olduğu yere geldiğimde 8-10 tane akbabanın otoyolun ortasına kadar inip leşten beslendiklerine şahit olmuştum, bu olay aslında her boyutu ile çok üzücü hem tilkinin araç çarpması sonucu can vermesi, hem de Akbabaların kendi canlarını hiçe sayıp beslenmek için bu kadar tehlikeli bir yere iniş yapmalarıdır, buradan şu anlaşılmalıdır ki doğadaki her canlı doğaya aittir, bilinçsiz ve kaçak avcılık flora ve faunayı kökten etkilediği için yaban hayvanları da kendilerine yiyecek bulmak da zorluk çektiğinin bir göstertesidir.

 

Kara akbabalar tek eşli olup yaşam süreleri boyunca eş değiştirmezler, çiftleşme dönemleri kış mevsiminde başlar, dik yamaçlı derin vadilerin yaşlı Karaçam ve Sarıçam ağaçlarının düzleşmiş tepelerine bir metre çapında yuva yaparlar, dişi kış mevsiminde tek yumurta yapar ve 55-60 günlük kuluçka dönemi başlar, erkek ve dişi dönüşümlü olarak yumurta üzerinde kuluçka da dururlar. Yavru kuluçka dönemi sonrasında yumurtadan çıkar, artık zorlu beslenme ve büyüme dönemi başlar. Dişi ve erkek akbabalar dönüşümlü olarak besin aramaya çıkarlar ve yavruyu beslerler, yavru 4-5 ay gibi bir süre aile bakımına muhtaç olur ve bu süre zarfında yuvadan başka bir yere gidemez, 5.ay ve sonrasında kanatları ve tüyleri artık çıkmış olup akbaba heybetli görüntüsünü alır, ama yine yavru kuş cok basit bir şekilde kafasındaki beyaz tüylerden ayırt edilebilir durumdadır. Artık kanat çırpma ve güçlendirme hareketleri ile egzersizler yaparak hava akımına karşı yuvadan 1 2 metre kalkarak uçmaya hazırlık başlar, günlerce süren alıştırmalardan sonra kısa mesafeli uçuşlar ve rüzgara karşı duruşlar ile beraber gökyüzünde süzülmelerden sonra artık yavru kuş özgürlüğüne kavuşmuş olur, uçuşlar başladıktan sonra anne ve babanın hareketleri taklit edilir ve kendi başına beslenmeyi öğrendikten sonra yuvası ile ilişkisi kalmaz.


Akbabalar geçmişten günümüze kadar tüm insanlığın ilgisini çekmiş ve birçok sanat eserine örnek ve ilham olmuştur. Bunların bazı örneklerini Çatalhöyük ve Göbeklitepe’de görmek mümkündür, bu bölgelerde yapılan araştırmalarda yine ölülerin akbabalara sunulduklarına dair kalıntılar ve duvar resimlerine rastlanılmıştır. Günümüzde hala Tibet, Nepal, İran ve Hindistan gibi ülkelerde ölüler akbabalara sunulmaktadır, Bu gelenekte ölen insanlar toprağa gömülmek yerine yüksek rakımlı dağlarda özel alanlara taşınılarak akbabalara yem edilirler ve insana ait ruhun ölü ile beslenen hayvanlar sayesinde gökyüzüne ve sonsuzluğa ulaştığına inanılır, 

Benzer Yazılar