The Great Wild Life

TİYATRO OYUNU ‘KORSAN’

‘Tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.’ Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.


RÖPORTAJ: ESMERİ ALEV EKEBAŞ

FOTOĞRAFLARI ÇEKEN: BAHADIR CİHANGİR GENÇ

TİYATRO OYUNU ‘KORSAN’

‘Tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.’
Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun.

‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur.’ Mustafa Kemal Atatürk

Datça Metamorfoz Sahnesi’nde sergilenen ‘Korsan’ oyunu, corona virüs tedbirleri kapsamında İç İşleri Bakanlığı’nın ek genelgesi ile sinema, tiyatro, gösteri merkezi gibi birçok yerin faaliyeti geçici olarak durdurulduğu için su anda sahnelenemiyor. Umarım bu süreç kısa sürer.

Datça’da yaşayan Yazar M. Özgür Mutlu ile yazın hayatından, öykülerden tiyatro sahnesine uzanan yolu konuştuk.

M. Özgür Mutlu Kimdir?

1981 Manisa doğumlu. 2011 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nün öykü dalında sahibi oldu. "Van Gölü Ekspresi" isimli öykü kitabı Varlık yayınlarından 2011'de, "Karton Ev" isimli ikinci öykü kitabı 2016'da Nota Bene yayınlarından, "Dünyanın Çivisi" isimli öykü kitabı 2018'de Sel Yayıncılık'tan çıktı. Öykü ve yazıları Varlık, Düşe-yazma, Kül Öykü, E, Gediz, Sözcükler, Dünyanın Öyküsü, Redaksiyon, Kurşun Kalem, Lacivert, Deliler Teknesi, Öykülem, Askıda Öykü, Edebiyatist, Öykü Gazetesi, Altzine, Virüs vb. dergilerinde yayınlandı. Datça’da, Datça Kültür Sanat Dayanışması içerisinde iki yılı aşkın süredir çalışmalarını sürdürüyor.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Sizi, öncelikle öykü kitaplarınızla tanıyoruz. Şimdi ise Korsan isimli oyun ile seyircinin karşısındasınız? Kısaca oyundan bahseder misiniz?

M. Özgür MUTLU: Korsan, benim ikinci öykü kitabım olan Karton Ev’de yer alan öykülerden biri. Bu öyküyü oyunlaştırdık. Esasında öykünün tamamını, üzerinde ufak tefek değişiklikler yaparak sahneliyoruz. Süreç içinde tabii eklediğimiz, çıkardığımız yerler oldu, doğaçlamayla gelişen bölümler oldu. Yönetmenimiz Özkan Schulze, oyunun özgün bestelerini müzisyen arkadaşım Eren Çelim yaptı. Sahnede Eren ile birlikte oluyoruz. Bir saati aşkın bir süre kalıyoruz sahnede. Prömiyeri 2019 yılında Kasım ayı başında oldu. İlk zamanlarda haftada bir, şimdilerde ise iki haftada bir her Cuma akşamı Metamorfoz Sahnesi’nde izleyicilerimizle buluşuyoruz.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Siz Eren Çelim ile daha önce Öykülerden Şarkılar projesini de birlikte yürütmüştünüz? Eren Çelim ile nasıl yola çıktınız?

M. Özgür MUTLU: Eren ile Datça’da tanıştık. Tanıştıktan bir süre sonra Eren bana ulaştı ve birkaç öykümü çok sevdiğini ve onları şarkılaştırdığını söyledi. Dinledim ve çok beğendim. Öykülerimin sözlerini bir şarkıda duymak, bambaşka bir forma dönüştüğüne tanık olmak çok hoştu. Bu işi dinleyicilerle buluşturmaya karar verdik ve Eren Karton Ev kitabındaki tüm öyküler için birer beste yaptı süreç içinde. O noktadan sonra da öykülerle şarkıların bir arada olduğu bir gösteri hazırladık ve Datça’da pek çok farklı yer ve zamanda bu gösteriyi sergiledik. İzleyenlerden de genellikle olumlu eleştiriler aldık. Bu süreç devam ederken de oyun fikri ortaya çıktı ve çalışmalarımızı oyuna yönelttik.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Oyunun ortaya çıkış sürecini de anlatır mısınız?

M Özgür MUTLU: Öykülerden birini oyunlaştırmak Özkan Schulze’nin fikriydi. Bize bunu söylediğinde memnuniyetle kabul ettik ama ben o zamanlar, gerçekten sahneye çıkabileceğimi, ortaya böyle bir oyun çıkabileceğini hiç tahmin etmemiştim. Başımıza neler geleceğini düşünmemiştim doğrusu. Üçümüz birlikte çalışmaya başladık, süreç ilerledikçe nasıl bir dünyanın içine girdiğimi daha iyi idrak etmeye başladım ve bu gerçekten heyecan vericiydi.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Oyuna hazırlanma süreci nasıl geçti? Sancılı mıydı, eğlenceli miydi? Neler yaşadınız?


M. Özgür MUTLU: Uzun süre masa başında çalıştık. Metni çözümledik. Metni ben yazmış olsam da canlandıracak kişi yani oyuncu gözüyle bakmak, bu arada müziğin getirdikleriyle şekil değiştiren, yönetmenin bakış açısıyla zenginleşen metne yabancılaşmam ve tekrar satırlar arasında keşfe çıkmam gerekti. İşin en büyük zorluğu, bana kalırsa, üç yaratıcı beynin bir düzlemde bir araya gelebilmesi, yan yana durabilmesi. Bizim gibi amatör ruhla ama profesyonel bir yaklaşım ve ciddiyetle çalışmak üzere bir araya gelen grupların ortaya bir ürün çıkarmalarındaki en büyük güçlük, bu birlikteliğin inatla sürdürülebilmesi. Elbette birçok sorun yaşadık, tartıştık, bazen kopacak durumlara sürüklendik. Ama kendi adıma şunu anlıyordum ki bir tiyatro oyunu; yazar, yönetmen, oyuncu, müzisyenin bir arada kendi özellikleriyle ve aynı zamanda kendilerini sahne üzerinde yok edip birleşmesi ve yepyeni bir karakter yaratabilmesiyle ortaya çıkıyor. O anları yaratan bir sürü kişi var ama ortada hiçbirisi yok. Ortada izleyicilerin tanık oldukları bir oyun var, başlı başına ne öykü ne müzik ne oyunculuk ne reji ama aynı zamanda hepsi ve yepyeni bir ürün. İzleme deneyiminde seyirci ancak bu unsurların uyumlu birlikteliği sayesinde ortaya konan işten keyif alabiliyor. İşte biz bu uyumu ve birlikteliği, yaşanan çatışmalara, somut bazı zorluklara rağmen bugüne dek korumayı başarabildiğimiz için devam ediyoruz. Zorlukların yanı sıra elbette çok eğlendik, çok şey öğrendik ve büyülendik diyebilirim.


Esmeri Alev EKEBAŞ: Korsan’ı sahnede canlandırmak, yazdığınız bir öykünün içinde yer almak heyecan verici olmalı.

M. Özgür MUTLU: Elbette, hem de çok heyecan verici. Korsan, benim belki de en çok otobiyografik öğeler taşıyan öyküm. Genellikle öykülerle ilişkim şöyle, kitaba alındıktan sonra öykü ile elbette söyleşilerde, okur sorularında, yorumlarda, yazılarda karşılaşıyoruz ve tekrar üzerine düşünme fırsatı yakalıyorum. Ama bunlara karşın o öykü artık geride kalmış oluyor, iyisiyle kötüsüyle. Oyunda ise sürekli bir yeniden üretim söz konusu. Yani öyküyü okur karşısına çıkarana kadar istediğiniz kadar yazıp bozarsınız ama bir sonu vardır ve yayımlarsınız, sonrasında onu değiştirme şansınınız yeni baskılarla kısıtlıdır. Oysa oyunda her sahnelemede yeniden bir başlangıç yaşıyoruz ve her defasında önümde çerçevesi belirli ama derinliği sınırsız bir hareket alanı oluşuyor ki bu müzik için de geçerli esasen. Keşfederek ilerliyoruz. Yönetmenimiz Özkan Schulze’de bu yönde sürekli bizi güdülüyor. Bana kalırsa işin en heyecan verici kısmı bu.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Bir söyleşinizde; ‘Öykü bize, çocukluğumuzdaki şaşırma yetisini geri getiriyor.’ diyorsunuz. Metne şaşmamız aslında körlüğümüzle, kendi vurdumduymazlığımızla, umursamazlığımızla karşılaşmaktan kaynaklanıyor. Yazdığınız ve oynadığınız oyunda, Korsan’ın hikayesinde siz ve seyirci neye şaşırıyorsunuz?

M. Özgür MUTLU: Elbette bunun kesin bir cevabı yok. Her okuyucu ve izleyici kendi hayatına dokunan, belki onda gizli kalmış, üstü örtülmüş noktalara temas edildiğinde şaşırır. Bu noktaların neler olacağını ise tahmin edemeyiz, bizde anlam ifade etmeyen bir an, bir replik bir başkasını çok farklı şekilde etkileyebilir. Biz her oyun sonrası salonda kalan izleyicilerle oyun üzerine sohbet ediyoruz. Fikirlerini alıyoruz, sorularını cevaplıyoruz. Bu sohbetlerden gördüğüm kadarıyla, izleyicilerin çoğu kendi çocukluk anılarına gidiyorlar. Çoğumuzun tarihinde var çünkü ağaçlar, oyunlar, ölümler, yitirişler.

Bense sanırım en çok kendime şaşırıyorum. Bu hikâyenin yıllar evvel yazılma, yayımlanma ve son dönemdeki oyun hazırlığı ve sahneleme aşamalarını düşünürsem, yüzlerce kez okumuş, üzerinden geçmişimdir. Ama hala sahnede, bazı anlarda yepyeni duygular keşfedebiliyorum, oyunculuk geçmişi olmayan birisi olarak sahnede oyunu canlandırmak, yüzümün, mimiklerimin, vücudumun devinimini görmek bana çok şaşırtıcı geliyor.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Hikâyeyi hangi teknik ile sahneye uyarladınız?

M. Özgür MUTLU: Yönetmenimiz Özkan Schulze, bu tekniğe; ‘Anlatımlı gösterim’, ‘Gösterimli Anlatım’ diyor. Minimal dekor ve ışık tasarımıyla, daha çok oyunculuğu ön plana çıkardık. Bu arada oyunun iki başrolü olduğunu söylemek gerek. Oyunun özgün bestelerini yapan ve birlikte sahne aldığımız Eren Çelim ve müziği de başrolde. İkimiz de süreç içinde geliştik ve şimdi Eren’in müzikleriyle birlikte oynadığını, rol alıp verdiğini, çalıp söylemekten öte oyuna katkı sağladığını söyleyebilirim.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Hikâyeye özgün bestelenmiş şarkılarda anılar bellek kuyusundan çıkarken Korsan’ın iç sesi neler diyor?

M. Özgür MUTLU: Bu soruyu aslında Eren’in cevaplaması daha doğru olabilirdi. Ben kendi açımdan baktığımda; iç sesin, müziğin, Korsan ile iç içe geçmiş bir birlikteliği var. Müzik; bazen Korsan’la çatışan, bazen destek çıkan, onu kışkırtan, öneren, men eden işlevsel bir araç aynı zamanda, iç sesimiz gibi. Müziğin aynı zamanda hatırlatıcı bir gücü var. Çocukken yaşadığımız pek çok olayı, görüntüyü, yeri, anne babamızın suratlarını bile hatırlayamazken, çocuklukta öğrendiğimiz şarkıları, dinlediğimiz ninnileri hatırlarız. Bu hatırlayış, peşinden mutluluk, hüzün, heyecan getirebilir. Belleğimizden silindiğini sandığımız yaşadığımız anların bizde yaşattığı duygular, peşinden anıları çağırır. Duygusal belleğimiz olduğunu gösteriyor bu da. Müzik de bu belleği canlandırıyor, daha doğrusu bu belleğin tuttuğu kayıtlardan birkaçı müzikler, ezgiler, şarkılar. Biz oyunda da müziği ve iç sesi biraz böyle duyguları harekete geçiren, yakın ve uzak geçmişin kırılma anlarını ortaya çıkarıcı bir güç olarak kullanıyoruz.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Korsan’ın hikayesinin bir gücü var mı? Varsa bu gücü nasıl kullanıyor? Seyirciye yansıması ve geri dönüşleri nasıl oluyor?

M. Özgür MUTLU: Ben, olduğunu düşünüyorum. Bu güç biraz yaşama tutunma inadı, biraz geçmişle ve şimdiyle hesaplaşabilme cesaretinden kaynaklanıyor. Ama elbette nasıl yazıda ne yazdığınızın değeri nasıl yazdığınızla ölçülüyorsa, tiyatro oyununda da izleyiciye ne geçirebildiğinizle alakalı. Hikâye güçlü olabilir ama iyi sahnelenmezse, seyirciyle bağ kuramazsa, duyguyu geçiremezse bir anlamı olmuyor. Bu nedenle güçlü hikâye iyi bir anlatımla birleşirse o takdirde seyircide ya da okuyucuda karşılığını bulabiliyor. Biz de elimizden geldiğince bunu yapmaya çalışıyoruz. Sahnede bunu başarabilmenin en önemli yolu da oynamak değil, gerçekten içine girip yaşamak. Biz bu yaşantının peşindeyiz ekip olarak. Biz yaşarsak izleyici de yaşıyor. Bugüne dek olumlu tepkiler aldığımızı görüyoruz ve tabii biliyoruz ki çok daha iyi olabilir, çalışmaya devam ediyoruz.

Esmeri Alev EKEBAŞ: Öykülerden şarkılara, şarkılardan tiyatro oyununa dönüşmüş çalışmalarınızda size ulaşmak isteyenlere sosyal medya adreslerinizi vermek ister misiniz? Tiyatro oyunu ‘Korsan’ı izlemek isteyenler için Metamorfoz Sanatevi’nin iletişim adresini verir misiniz? Yeni çalışmalarınız varsa bahsetmek ister misiniz?

M. Özgür MUTLU: Korsan’ı iki haftada bir Metamorfoz Sahnesi’nde sergiliyoruz. Rezervasyon için; www.facebook.com/MetamorfozDATCAsanatevi/ ve www.instagram.com/metamorfozdatca/

adreslerindeki duyurular takip edilebilir. Korsan oyununun hayat bulmasında baştan beri bize destek olan çok kişi oldu. Dramaturji çalışmalarında yardımcı olan Eviç Özgen’e, müzikte Özlem Kavaller, ışık teknikte İbrahim Erim’e, fotoğrafta B. Cihangir Genç’e ve afiş tasarımlarımızı yapan Ersin Üçkardeş’e teşekkür ediyorum. Önümüzdeki süreçte Datça dışında da oyunumuzu sahnelemek istiyoruz. Kendi adıma ileride sahnede olmak planlarım arasında, zaman ne gösterecek yaşayıp göreceğiz. Tiyatronun yanı sıra edebiyat çalışmalarıma da devam ediyorum. Önümüzdeki günlerde ilk romanımın yayımlanacağını söyleyebilirim, yeni öykü kitabı da yolda.

 

Benzer Yazılar